Eğitim
Giriş Tarihi : 03-05-2022 19:34   Güncelleme : 03-05-2022 19:34

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi: Bipolar Bozukluk ve Önemi

Bipolar Bozukluk ve Önemi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi: Bipolar Bozukluk ve Önemi

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Çınar Yenilmez, ESOGÜ Gündem programına konuk olarak 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Bipolar bozukluğun ataklarına dikkat çeken Prof. Dr. Yenilmez, hastalığın en iyi tedavi edilen psikiyatrik bozukluklar arasında yer aldığını belirterek doğru tanı ve tedavi sürecinin önemine dikkat çekti.  

Bipolar Bozukluk ile Depresyon Arasındaki Farklar

Bipolar bozukluğun iki uçlu duygu durum bozukluğu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yenilmez, duygu durum bozukluklarının Psikiyatri’de en yaygın görülen ruhsal bozukluklar olduğunu vurguladı. Depresyon ile depresif duygu durum bozukluğunun farklı şeyler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yenilmez bipolar bozukluğun depresyonla beraber ya da tek başına taşkınlık veya depresyon nöbetleri ile gerçekleşebildiğini belirterek, “Bipolar bozukluk, en az bir hafta süren hemen her gün olan gün boyu devam eden depresyonun tam tersi bir durum. Aşırı bir coşku, kabarmış bir duygu durum, öfke nöbetleri olabiliyor, uyku ve iştahta azalma olabiliyor, cinsel istek artışı, özgüven patlaması oluyor, kişi kendisini farklı, önemli üstün özellikleri olan birisi olarak değerlendiriyor, ciddi riskli olan davranışlarda bulunuyor; hızlı araba kullanma, alkol kullanma, riskli yatırımlar yapma, kumar oynama vs.

Belirtilere şüphecilik, kuşkuculuk, güvensizlik gibi psikotik belirtiler de eşlik edebiliyor” diye konuştu.

Bipolar Bozukluk Belirtileri

Bipolar bozukluğun belirtilerini, “İlişkilerde bozukluk, sık iş değiştirme, evlilikte sık sorun yaşama” olarak örnekleyen Prof. Dr. Yenilmez, “Bipolar bozukluğu olan bir kişi birden fazla evlilik yapabiliyor, boşanmalar daha sık görülüyor. Beklenen yaşam ömrü azalıyor, örneğin beklenen yaşamdan on yıl daha erken ölüyor. Bazen şizofreni gibi psikotik rahatsızlıklar yirmi yıla sebep olabiliyor” dedi. Bipolar bozukluğun yaratıcılıkla ilgisi olan bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yenilmez, “Dünya Bipolar Günü’nün 30 Mart olmasının bir nedeni Van Gogh’un doğum tarihi olması. Yaratıcı olarak tanımladığımız ve bir çırpıda aklımıza gelen ressam, müzisyen, sanatçı, heykeltıraş, romancı, hatta dünya çapında ünlü liderlerin bir kısmında Bipolar bozukluk olduğu biliniyor” dedi.

Bipolar Bozukluk’ta Tedavi Süreci

 “Hastalık 10’lu yaşların sonu 20’li yaşların başında insanların kariyerlerinin başladığı, askere gittiği, evlendiği, işe girdiği, şehir değiştirdiği dönemlerde başlıyor.

O zaman da çok fark edilemeyebiliyor. Bir uyum bozukluğu gibi düşünülüyor hâlbuki erken fark edilse kişi herkes gibi akademik performansını sürdürebilir, istiyorsa profesör olabilir, en üst düzey yöneticiliğe kadar gidebilir” diyen Prof. Dr. Yenilmez hastalığın ilk dönemlerinde bir yas süreci yaşanabildiğini, kabullenilemediği için tedavi sürecinin aksatılabildiğini, hastalığın kronikleşmesine yol açılabildiğini söyledi. Hastalığın beynin limbik sistem bölgesindeki nöron aktivitelerinin yapısı ya da işleyişinde bozukluk sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yenilmez, Tip1 Bipolar’ın Mani, Tip2 Bipolar’ın Hipomani olarak (daha hafif form) adlandırıldığını; her bir atağın ciddi, yıkıcı sonuçları olabildiğini belirterek şöyle devam etti: “Atak dönemindeki riskli davranışların başında para harcama geliyor. Öyle hastalarımız var ki servetinin ya da ekonomik mal varlığının yarısını bir atakta kaybedebiliyorlar. Onun dışında riskli cinsel yaşantılar olabiliyor, Madde kullanımları olabiliyor. Daha sonra bunlardan dolayı da hastalar yoğun depresyon dönemi olan Bipolar’ın ikinci kutbu olan depresyona geçiyorlar.O yüzden hastalığı tanımladığımız zaman iki kutup ve iki uç arasındaki duygu durumu dengeleyici ilaçlarla iyi dengeleyebilirsek, normal stabil bir hale getirebiliyoruz. Yani bu hastalığın sevindirici yanı en iyi tedavi edilen Psikiyatrik bozukluklar arasında olmasıdır.”

Bipolar bozukluğun tedavisinde, ilaç tedavisine ek olarak psiko-eğitimin de uygulandığını belirten Prof. Dr. Yenilmez sözlerini, “Aile desteği ve kişinin içerisinde bulunduğu bir tedavi modeli hastalığı %100 iyileşmeye götürebiliyor” diye sonlandırdı.   

.